Ana & Ömer

Her sabah uyandığımda pencereden giren ışığın, eşimin ve kızımın yüzlerine düşmesini bir kaç saniye de olsa izlerim. Işığın rahatsız etmemesi için perdeyi çekip ortamı tekrar uyku huzuruna bırakırım.

Sonrasında güneşin günü ısıtarak gülümseyen ilk aydınlığına bakarak derin bir nefes alıp tekrar tekrar anlarım ki; ben dünyanın en iyi işine sahibim, ben aşkı belgeliyorum.

Emily Bronte'nin dediği gibi: "Ruhlar yapıldığı şey ne olursa olsun, O'nunki ve benimki aynı" Ben ve eşim şanslıyız çünkü "birbirlerine sonsuza kadar söz veren ruhlar"ı fotoğraflıyoruz.

İşte Hikayelerimiz...

Ben ve eşim Ana, konusu ne olursa olsun, duygularımıza dokunan her anı fotoğraflamaya çalışan, Ankara merkezli fotoğrafçılarız. Profesyonel düğün fotoğafları çekiyoruz. Burada size, düğün ve sanatsal şeyler özelinde bizden bahsetmek istiyorum. Nerede kaç yılında doğduğumuz, lisans ve doktora derecelerinde sanat eğitimi aldığımız, nasıl ve nerede aldığımız, nasıl “fotoğafa, karanlık odada aşık olduğumuz!!!”dan : ) falan kısmetse yüzyüze görüştüğümüzde; eğer ilginizi çekerse uzun uzun bahsedebilirim. Bu yazıyı okuma sebebiniz ile ilgili konuşmaya başlayalım... Öncelikle fotoğrafa, özellikle de sizin en özel gününüz olan düğün fotoğraflarınıza nasıl baktığımıza değinmek istiyorum.

Fotoğrafa ilk başladığımızdan bu yana ikimizin de kompozisyondan veya teknikten ziyade anlara odaklanan bir tarzımız var.

*******************

Bu arada şunu itiraf etmeliyim ki grafik tasarım eğitimi almış biri olarak kendimi hiç düğün fotorğafçısı olarak hayal etmedim. Ta ki Ana ile tanışıp işleri ilerletene kadar! (evet evliyiz ve bir tane Mina’mız var)

*******************

Evlenme kararı aldığımızda “hayatımızı nasıl sürdüreceğiz?” sorusuna Ana kendince normal ama bence gayet ilginç bir cevap verdi. “neden düğün fotoğrafları çekmiyoruz?”

Önümüzde kendi düğünümüz vardı ve bu bizim için belki de gelecekteki işimizle ilgili ilk tecrübemiz olacaktı. Sonuçta sektöre 2012 yazında kendi çapımızda bir giriş yaptık : ) Zaman içinde tarzımız yerini buldu. Belki 2012’de bunu söyleyemezdim ama şu an rahatlıkla söyleyebilirim ki tarz olarak fotoğrafların çekildiği mekandan ziyade, çiftin birbiriyle kurduğu bağa ve doğallığa odaklanan bu anları yakalayabilmek için deklanşöre tutkuyla basan fotoğrafçılarız.

Bu noktada yadsınamaz bir gerçek var ki çiftlerin de işi çok zor. Son bir yıllarda yeni meslektaşlarımız! aramıza hızla katılıyor. Kesinlikle yanlış anlaşılmasın bu durumdan asla şikayet etmiyoruz. Bu sadece çiftlerin bize veya bizim kalitemizdeki diğer fotoğrafçılara ulaşmanızı zorlaştırıyor. Sektöre yeni girecek arkadaşlara başarılar diliyoruz. Çünkü yaptığımız işin sonucunda ortaya çıkan ürünün güzelliği veya çirkinliği tamamen göreceli birşey. Çok seçenek olması çiftler açısında bir labirente girmek gibi… eskiden bu labirentin bize ulaşan yolu çok kısa ve zahmetsizdi. Ama şu anda labirent hayli uzadı ve bize ulaşıp iletişime geçen çiftlerin vizyonları ve zevklerinin ortalamadan nekadar yüksek olduğunu kör bir adam bile görebilir. En önemlisi bize gelen çoğu çift gerçekten tam olarak ne istediğini bilerek geliyor ve tam olarak hangi fotoğraflarımızı beğendiğini ve nasıl fotoğraflar istediklerini söyleyebiliyorlar. Açıkçası bu da bizim işimize geliyor. Az ve öz çalışıyoruz. Ekibimizi genişletip dallanıp budaklanmak zorunda kalmıyoruz. Tüm gücümüzle size odaklanıyoruz. Tüm samimiyetimle yazdığım bu yazıyı beğenmeniz ve yıllar sonra fotoğraflarınıza baktığınızda kalbinizde uyanan o tarifsiz hissin sorumluları olmak dileğiyle…